MİRASIN GERÇEK REDDİ:
- Yalın Doğan
- 7 May
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 12 May
Av. Yalın DOĞAN
Miras Hukuku’nda ana kural olarak, murisin ölümü halinde mirasçıların terekeyi bir kül ve bütün olarak devralması benimsenmiştir. Bir başka ifade ile murisin ölümü halinde yasal mirasçılar mirası kül ve bütün halinde kendiliğinden devralmaktadır.
İlgili kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 599. Maddesinin 1. Fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.”
Ancak bu ana kurala getirilmiş istisnalar bulunmaktadır. Bu istisnalardan en önemlisi “Mirasın Reddi” müessesesidir. Mirasın Reddi müessesesi de kendi içerisinde 1) Mirasın Gerçek Reddi ve 2) Mirasın Hükmen Reddi şeklinde 2’ye ayrılmaktadır.
§ 1
MİRASIN GERÇEK REDDİ:
Mirasın Gerçek Reddi müessesesi yukarıda bahsetmiş olduğumuz terekenin kendiliğinden mirasçılara intikal edebilmesinin önüne geçebilmek adına getirilmiş bir istisnadır. Bu istisna kapsamında mirasçıların mirası üç (3) ay içerisinde reddetme imkanı bulunmaktadır.
2. Süre
a. Genel olarak
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
İlgili üç aylık sürenin hangi tarihten başlayacağına ilişkin kanun koyucu tarafından net bir düzenleme getirilmiş olup, yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarih, vasiyetname ile atanmış mirasçılar için ise mirasbırakanın yapmış olduğu tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Şu hususu önemle belirtmemiz gerekir ki; yasal mirasçılar, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat edebilme imkanı bulunmaktadır. Bu hususun ispatı halinde süre, öğrenme tarihinden itibaren üç ay olarak düşünülmelidir.
Mirasın Gerçek Reddi belirli şekil şartlarına uygun yapılmadıkça geçerlilik kazanmayacaktır. Bu şekil şartlarından en önemlisi reddin kayıtsız ve şartsız olması ve sözlü veyahut yazılı şekilde Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuru yapılması gerekmektedir.
4. Reddin şekli
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.
Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Bu bakımdan reddin Sulh Mahkemesi’ne başvurulmadan Noter veyahut gayriresmi yöntemlerle yapılma imkanı bulunmamaktadır. Bu kapsamda hak kaybı yaşanmaması adına Miras Hukuku’nda uzman bir avukat ile çalışmanızı tavsiye ederiz.
§ 2
Mirasın Gerçek Reddinin Yalnız Bir Yasal Mirasçı Tarafından Gerçekleşmesi Halinde Diğer Mirasçıların Durumu ve Yasal Payları Ne Olacaktır?
Murisin ölümü halinde, mirasçılardan yalnız birisinin mirası reddetmesi diğer yasal mirasçıların da reddetmiş olduğu anlamına gelmeyecektir. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz ana kural doğrultusunda “Mirasın Reddi” müessesesi işletilmediği takdirde mirasın kül ve bütün halinde kendiliğinden mirasçılara intikali söz konusu olacaktır. Bu bakımdan mirasın reddi yalnızca reddeden yasal mirasçı açısından hüküm ve sonuç doğuracak olup, diğer mirasçılar bu redden etkilenmeyecektir.
Mirası reddeden yasal mirasçının payı ise, diğer yasal mirasçılara paylaştırılacaktır.
III. Mirasçılardan biri tarafından ret
Madde 611- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.
Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.
§ 3
Mirasın Gerçek Reddinin Tüm Mirasçılar Tarafından Gerçekleşmesi Halinde Mirasın Durumu Ne Olacaktır?
Murisin ölümü halinde, mirasçıların tamamının mirası reddetmesi halinde ise miras, Sulh Mahkemesi tarafından iflas usullerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değer mevcut olur ise, kalan değerler mirası reddetmemiş gibi hak sahiplerine geri verilecektir.
§ 4
MİRASIN HÜKMEN REDDİ:
Miras Hukuku’ndaki terekenin kül ve bütün halinde kendiliğinden intikal etmesi ana kuralının diğer istisnası ise “Mirasın Hükmen Reddi” müessesesidir. Mirasın Hükmen Reddi, murisin ölüm tarihinde ödemeden aczi açık bir şekilde belli veya aciz durumu tespit edilmiş ise mirasın reddedilmiş sayılması halidir. Bir başka ifade ile borca batık yani pasiflerinin aktiflerden fazla olduğu bir terekenin varlığının bulunması halinde kanun koyucu tarafından mirasçılar korunmaya çalışılmış ve işbu müessese düzenlenmiştir.
Mirasın Hükmen Reddi, mirasın gerçek reddinden farklı olarak mirasın reddedilmiş sayılmasını karineten kabul eden bir müessesesidir. Bir başka ifade ile gerekli kanuni şartlar mevcut ise mirasın hükmen reddi için Mahkemeye başvuru veyahut mirasçılar tarafından redde ilişkin irade açıklaması zorunlu değildir. Ancak kanuni şartların oluştuğunun tespit edilmesi adına dava açılmasında fayda bulunmaktadır.
1. Ret hakkı
Madde 605/2:
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Murisin ödemeden aczinin tespit edilmesine; muris hakkında yürütülmüş iflas, icra takibinin semeresiz kalması sebebiyle alacaklısı tarafından alınmış ödemeden aciz belgesi vb. durumlar örnek verilebilecektir.
Mirasın hükmen reddi, mirasın gerçek reddinden farklı olarak “Karine” olarak mirasın reddedilmiş olmasını düzenlemektedir. Ancak ilgili karinenin çürütülmesi ve aksinin ispatı mümkündür. Bu bakımdan şayet mirasçı; açık veyahut örtülü bir şekilde mirası kabul ediyor ise mirasın hükmen reddinden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Örtülü kabule ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Daireleri; mirasçıların tereke işlemlerine karışmasını, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işlemlerde bulunulmasını veyahut tereke mallarının gizlenmesi ya da sahiplenilmesi hallerini saymıştır. İlgili hallerin varlığı halinde mirasçının örtülü bir biçimde mirası kabul ettiği anlamı doğacak ve karine çürütülmüş olacaktır.
II. Ret hakkının düşmesi
Madde 610/2-
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.03.2001 Tarih 2001/220 E. 2001/240 K. sayılı ilamında Mirasın Hükmen Reddine İlişkin kanun maddesini şu şekilde yorumlamıştır; “Medeni Kanunun 545.maddesinde mirasçının mirası reddi iki cümle halinde düzenlenmiştir. Birinci cümlede yer alan kayıtsız şartsız red (Hakiki Red) konusu bu davada uygulama dışındadır. İkinci cümle "mütevaffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa miras red edilmiş olur" biçiminde ki, karineye ilişkindir. Bir çok yargı kararında (23.12.1942 tarihli 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.2.1984 tarihli 2/66-239 sayılı; Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 17.5.1977 tarihli 4007/4186 sayılı kararları vs.) ve ilmi yazılarda (Prof.Dr.Zahit İmre, Prof.Dr.Hasan Erman, Miras Hukuku, 1995, sf. 343 vd.; Prof.Dr.N.Kocayusufpaşaoğlu, Miras Hukuku, 1987, sf: 619, vd.; Prof.Dr. Bülent Köprülü, Miras Hukuku Dersleri, 1985, sf.374 vd.; Prof.Dr.M.Kemal Oğuzman, Miras Hukuku, 1990,sf: 343 vd.; Porf.Dr.Ali Naim İnan, Prof.Dr.Şeref Ertaş, Miras Hukuku, 2000, sf: 424 vd.) bu ret, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Kanunumuz hakiki rette süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörülmemiştir. Dahası Reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip mirasın açılma ile kendiliğinden mirasçıya intikal edeceği (MK:539) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Meğer ki mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Medeni Kanunun 550.maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş olsun.”
Özetle aşağıda sayılan üç (3) durumda mirasçıların mirası zımni olarak kabul ettiği addedilecektir;
Tereke işlemlerine karışmak,
Terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya işlerin yürütülebilmesi adına gerekli olan işlemler haricinde işleri gerçekleştirmek,
Tereke mallarını gizlemek ya da sahiplenmek.
§ 5
Murisin Mirasını Reddeden Mirasçı Murisin Mirasçısı Olduğu Kişilerin Mirasına Kazanabilecek Midir? Örneğin Babanın Mirasının Reddi Halinde Babaannenin Mirasından Pay Alınabilir Mi?
Mirasın Reddi Müessesesi özellikle toplum içerisinde bazı yanlış anlaşılmalar ve kafa karışıklıklarına sebebiyet vermektedir. Bunlardan en önemlisi murisin mirasını reddeden mirasçıların, daha sonrasında murisinde mirasçısı olduğu kişilerin terekesi üzerinde hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Basitleştirecek olursak; örneğin, bir babanın mirasını reddeden yasal mirasçı sıfatına sahip olan çocukların, babanın ölümden sonraki bir tarihte gerçekleşen babanın annesinin (babaanne) vefat etmesi halinde babaannenin terekesine hak kazacaktır. Burada en önem arz eden ve incelenmesi gereken husus; babaannenin babadan sonraki bir tarihte vefat etmesidir.
Şu aşamada önemle açıklamak gerekir ki; Miras Hukuku’nun en önemli ilkelerinden bir tanesi “Kök İçi Halefiyet İlkesi”dir. Miras Hukuku aynı zamanda “Zümreler” sistemini benimsemiş olduğundan ötürü, murisin ölümü halinde tereke öncelikle ilk zümre olan alt-soy yani çocuklar, çocuklar vefat etmiş ise torunlara geçmektedir. Ancak eğer murisin alt-soyu bulunmuyor ise ikinci zümre olan murisin anne ve babasına geçmektedir. Yine murisin anne ve babasının vefat etmiş olması halinde ise anne ve babanın çocukları yani murisin kardeşleri hak kazanacaktır. Sağ kalan eşin durumu farklı olup, şu aşamada o hususa değinilmeyecektir.
Kök İçi Halefiyet İlkesi’nin benimsenmiş olması ise murisin vefat etmesi halinde ilk zümre mirasçı olan alt-soyun yani murisin çocuklarının vefat etmiş olması halinde, terekenin (var ise) torunlara geçmesini sağlamaktadır.
Madde 575- Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır. Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir.
1. Mirasçı olarak
Madde 580- Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
Kanun hükmü lafzından da anlaşılacağı üzere murisin ölümü anında mirasa ehil olmak ve sağ olma şartı aranmaktadır. Bu bakımdan kişi sağ olmaması halinde zümre içindeki diğer mirasçılar veyahut diğer zümrelerdeki mirasçılar mirasa hak kazanacaktır.
Örneğimize dönecek olursak; babanın, babaanneden önce vefat etmesi ve çocukları tarafından babanın mirasının reddedilmiş olması halinde, mirası reddeden torunlar babaannenin mirasına hak kazanabilecektir. Bunun sebebi Kök İçi Halefiyet İlkesi’nin benimsenmiş olması ve mirasın muris özelinde değerlendirilmesinden gelmektedir.
1. Mirasçı olarak
Madde 580- Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2.HD. 6.2.1951 Tarihli 7527/989 sayılı kararında; "Babasının mirasını reddeden evlat, babasından sonra ölen babaannesinin mirasçısı olur” şeklinde bu hususu açık bir şekilde açıklamıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 14.12.2021 Tarih 2021/6503 E. 2021/11353 K. sayılı ilamında; “Babasının mirasını reddeden evlat, babasından sonra ölen babaannesinin mirasçısı olur. Babasının mirasını reddetmesi durumu babaannesinden mirasçı olmasına engel teşkil etmez. Somut olayda, muris baba ...’in 06/08/2014 tarihinde vefat ettiği, mirasçı borçluların babalarının mirasını reddettikleri görülmekle birlikte murisin annesi ve mirasçı borçluların da babaannesi ...’in 9.3.2016 tarihinde yani muris baba ...’in vefatından sonra vefat ettiği dolayısıyla şikayetçilerin babaannelerinden kalan mirasta mirasçı sıfatıyla hak sahibi oldukları anlaşılmış olup nitekim bu husus, yukarıda bahsedilen mirasçılık belgeleri ve tapu tescil belgesi ile de sabittir.”
Örneğimizdeki İkinci İhtimal Olan Babaannenin Babadan Önce Vefat Etmesi Durumuna Bakacak Olursak;
Babaanne babadan önceki bir tarihte vefat etmiş ise, babaannenin mirası babaya intikal edecektir (eğer ret müessesi işletilmedi ise). Bu durumda babanın mirasını reddeden mirasçıların, babaannenin mirasını kazanması mümkün olmayacaktır.
Ancak önemle belirtmemiz gerekir ki; Miras Hukuku uzmanlık gerektiren bir alan olup, her olayın somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Hak kaybı yaşanmaması adına miras hukuku alanında uzman avukat ile süreci işletmenizi tavsiye ederiz.

Yorumlar